Osmanlı Padişahlarının Sofra Gelenekleri

23935 İzlenme

Dünyanın en zengin mutfaklarından olan Osmanlı mutfağı, günümüzde de bazı gelenekleri ve tarifleriyle yaşamaya devam ediyor.  Osmanlı padişahlarının yemek yeme geleneklerine de değinerek; Osmanlı padişahlarının yemeklerinin, kuşhane mutfağında, yalnızca padişahın yemeklerini yapmakla görevli kuşçubaşılar tarafından hazırlandığını söyleyerek başlayalım... 
 
YEMEĞE TEK OTURURLARDI 
 
 Saray mutfağı, 1421-1451 yıllarında hüküm süren II. Murad zamanında kurumlaşmaya başlar. Aşçılar, ayvazlar, kilerciler bu devirde ortaya çıkmış. II. Murad'ın ayrıca, yemek sofrasına imparatorluk görkemini getiren padişah olduğu kaydedilir. Örneğin şahsına mahsus kaşık, sini, sahan ve bardağının altın ve gümüşten olduğu söylenmekte.
 
 Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Padişahlarının onun devrine kadar süren 'Padişahın başkalarının bulunduğu sofrada yemek yemesi' geleneğini Fatih Kanunnamesi ile kaldırmıştır. Bu kanunnamede Fatih, "Kutlu kişiliğimle kimsenin yemek yemesi kanunum değildir. Ancak çoluk çocuğum bu kuralın dışındadır. Büyük atalarım vezirleriyle yerlermiş, ben bu usulü kaldırdım" demekle kendisinden sonra, Sultan Abdülaziz'e kadar bütün padişahların da hayatı boyunca tek başına yemek yemeye mecbur bırakılacağı yeni bir gelenek başlatmıştır. 
 
 III. Murad döneminden (1574- 1595) itibaren padişahın şahsına mahsus yemekleri, sahan ve tabakları bir ya da iki tabla ve tepsi üstüne koyulur, bunlar temiz örtülerle örtülür; kilercibaşı, aşçıbaşı gibi yetkililerce üstleri mühürlenip padişahın dairesine gönderilirdi. 
 Daha sonra padişahın kendisi için pişirilen yemekler saraydaki mutfaklarda değil, harem dairesi içindeki mutfaklarda pişirilmeye başlanmış, böylece yemeklerin güvenlik denetimi kolaylaşmıştır. 
 
 Padişah ne çatal ne de bıçak kullanırdı. Yalnız önüne her zaman iki tane kaşık konulurmuş. Bunlardan biri çorba, diğeri ise hoşaf içmek için kullanılırdı. Et padişahın önüne tek parça halinde getirilirdi. Etin yenmesi için bıçağa gerek yoktur, parmaklarla kemiğinden kolayca ayrılırdı. 
 Sofrasında, içine ilaç ya da zehir karıştırılacağı için tuz bulunmaz, meze türü soğuk giriş yemekleri de olmazmış. Padişah, etin ardından iyice doyduktan sonra baklava ya da başka bir tatlıyla yemek faslını kapatırmış. 
 
KALANLAR AĞALARA GİDERDİ 
 
 Yemek sırasında sulu olarak yalnızca çorba ve hoşaf içen padişah, yemekten sonra bir miktar şerbet içerdi. 
 Padişah sofrasında kalan yiyecekler, ona hizmet eden ağaların sofrasına aktarılırdı. Bu ağalar yemeklerini yerken, padişah dilsizleri ve soytarılarıyla; konuşmadan işaretlerle zaman geçirirlermiş. 
 Padişah sofrasındaki tabaklar som altındandı ve sofranın örtüleri de altın sırmalıydı. Bütün bu son derece değerli yemek takımları, kilercibaşının sorumluluğu altında olduğu söyleniyor. 
 Padişah çok nadir olarak dışarıda, deniz kenarındaki bir sahil sarayında, kadınlarıyla birlikte; avlandığını bizzat gördüğü balıkları yermiş.
osmanlı kültürü

Minyatür sanatının özellikleri nelerdir?

Ressam Zeki Kaba, minyatür sanatının özel...

Sıradaki Video

Minyatür sanatının özellikleri nelerdir?

1294 İzlenme


Minyatür sanatının özellikleri nelerdir?

Ressam Zeki Kaba, minyat...

Osmanlı Döneminde Basın Yapısı Nasıldı?

Prof. Dr. Vahdettin Engin...

Osmanlı'da Hamam

Osmanlı'da Hamam...

Halifelik Neden Kaldırıldı?

Marmara Üniversitesi Ede...

Osmanlı Padişahlarının Sofra Gelenekleri

Dünyanın en zengin mutf...

Meksika'daki Osmanlı Saat Kulesi

Meksika'nın bağımsızl...

Osmanlı Döneminde Minyatür Sanatı

Zeki Kaba (Ressam), Osman...

Osmanlı Tarzı Oteller

Sultanahmet’te yapmanı...

Hezarfen Ahmet Çelebi

Hezarfen Ahmet Çelebi, O...

Osmanlı’da Örgü Topuz Modeli

Cihangirls Güzellik Merk...