Boza'nın Tam Vakti...

Boza'nın Tam Vakti...

12268 İzlenme

Soğuklar, İstanbul'u iyiden iyiye esir almaya başladı. Bu günlerde içimizi ısıtacak bol tarçınlı bir bardak boza kulağa oldukça davetkar gelmiyor mu?

İçerisinde birçok tahılı barındıran, tatlı-ekşi kendine has bir tadı olan boza, kış gecelerinin aranan lezzetlerinden biri.Geçmişi oldukça eskilere dayanan boza, ülkemizde 1870'lerde Hacı Sadık Bey'in kendine has formülüyle bugünkü lezzetine kavuşmuş. O yıllarda İstanbul'da 200 civarındaki Ermeni boza ustası varken, Hacı Sadık Bey'in saray ve çevresindeki sokaklarda sattığı özgün bozasının her akşam yolları gözlenirmiş. İlgi bu kadar fazla olunca da Hacı Sadık Bey, 1876 yılında İstanbul'un Vefa semtinde "Vefa Bozacısı"nı kurmuş. Günümüzde de 'Boza' denilince ilk akla gelen yer hala burası.

İnsan sağlığı açısından oldukça faydalı olan geleneksel içeceğimiz boza’nın geçmişi dokuz bin öncesine kadar dayandığı tahmin ediliyor. Kaşgarlı Mahmut, Divan-ü Lûgat-it Türk' te Karahanlıların bozaya "buhoun" dediklerini ve bunu darıdan ürettiklerini anlatır. Orta Asya' da Türkler bozayı çok eski zamanlardan beri bilirlermiş. Türkler Orta Asya' dan çeşitli yerlere göç ettikleri ve daha sonra Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinin genişleme tarihlerinde gittikleri yerlerin halkına boza yapmasını öğreterek yayılmasını sağlamışlar. Aynı zamanda boza, Mısır ve Kuzey Afrika sahilleriyle Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla batıya, Hazar Denizi güneyinden doğuya, Asya içlerine ve Çin’e; İran ve Afganistan’a, Kafkaslar’dan kuzeye, Volga havzasına doğru geniş bir coğrafyaya yayılır. Selçuklular, bozaya “bekni” derlermiş. Boza en altın çağını ise Osmanlılar döneminde yaşadığı biliniyor.

Bozacılık Osmanlı İmparatorluğunun ilk yıllarında, büyük kentlerin temel zanaatlarından biriymiş. Kaynaklarda özellikle bozanın daha çok Edirne, Bursa, Amasya ve Mardin gibi illerimizde üretildiği belirtilmektedir. Evliya Çelebi 17. yüzyılda yazmış olduğu Seyahatname' sinde İstanbul' da 300, Bursa' da ise 97 adet bozahanenin bulunduğunu anlatmış. 19. yüzyılda ekşi ve alkollü bozanın yerini, zamanla tatlı Arnavut bozası almıştır. Çünkü bu boza çeşidi saray tarafından daha çok sevilmiş. Bozanın ilk üreticileri Türkler olmasına rağmen, Avrupalılar bozayı daha fazla sahiplenmiştir.

İlaç yerine boza iç...

Soğuk kış gecelerinin, sıcacık dostu boza, tam anlamıyla besin mücizesi. İçerisinde A, B6, B12, C ve E  vitaminleri bulunuyor. Bozanın mayalanması sırasında oluşan laktik asit, hazmı kolaylaştırıyor.İçerdiği aktif mayalar sayesinde, probiyotik etki yapıyor. İçerdiği laktik asit sebebiyle bağırsak florasını düzenleyici role sahip aynı zamandaİçerdiği mayalar sayesinde emziren annelerde süt yapımını artırıcı özelliğe sahip.


İçli Köfte

İçli Köfte Yapılış...

Kalem Böreği

Kalem Böreği Yapılış...

Sticky Toffee Pudding Nasıl Yapılır?

Çiğdem Alagöz Çoşkun...

Fırında Somon Nasıl Yapılır?

Çiğdem Alagöz Çoşkun...

Nezine Tatlısı Nasıl Yapılır?

Aşçı Nilay Eryıldır ...

Sezar Salata Nasıl Yapılır?

Şef Aşçı Hüseyin Kuz...

Ispanaklı Tost Nasıl Yapılır?

Pizza Ustası Ramazan Şi...

Vejeteryan Pizza Nasıl Yapılır?

Pizza Ustası Ramazan Şi...

Arabaşı Çorbası Nasıl Yapılır?

Asçı Nilay Eryıldır '...

Karışık Tost Nasıl Yapılır?

Pizza Ustası Ramazan Şi...